Ekonomi

Dünya Altın Konseyi raporu: Altın ETF’lerinde ton ve dolar bazında çifte rekor

Investing.com – Dünya Altın Konseyinin (WGC) bugün yayımladığı rapora göre, 2025 yılı fiziki altınla desteklenen borsa yatırım fonları (ETF) için tarihin en güçlü yılı oldu. Küresel altın ETF’leri hem fon girişlerinde hem de yönetilen varlıklarda ve tutulan altın miktarında tüm zamanların en yüksek seviyelerine ulaştı.

Raporda, 2025’in küresel altın piyasaları açısından rekorlarla dolu bir yıl olarak kayda geçtiği vurgulandı. Yıl boyunca artan yatırımcı ilgisi, hem piyasa büyüklüğünü hem de altın fiyatının seyrini belirgin biçimde yukarı taşıdı.

Rekor fon girişi ve fiyat performansı

2025 yılı boyunca küresel altın ETF’lerine 89 milyar ABD doları tutarında net giriş gerçekleşti. Bu tutar, altın ETF’leri tarihinde bugüne kadar kaydedilen en yüksek yıllık giriş olarak kayda geçti.

Aynı dönemde altın fiyatı yıl içinde 53 kez rekor tazeledi. Dünya Altın Konseyi, bu performansın 1979’dan bu yana altın için görülen en güçlü yıllık fiyat hareketi olduğunu bildirdi.

Varlık Büyüklüğü 559 milyar dolara, altın miktarı 4.025 tona çıktı

Güçlü fiyat artışı ve yoğun fon akımıyla birlikte küresel altın ETF’lerinin toplam yönetilen varlıkları (AUM) 2025 sonunda 559 milyar ABD dolarına yükseldi. Böylece AUM, bir yıl içinde iki kattan fazla büyüyerek tarihi zirveye ulaştı.

Fonların elindeki fiziki altın miktarı da belirgin artış kaydetti. 2024 sonunda 3.224 ton olan altın stoku, 2025 sonunda 4.025 tona çıktı ve tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.

Yoğun ilginin nedenleri ve 2026’ya bakış

Dünya Altın Konseyi, 2025’te altın ETF’lerine yönelik yoğun talebin üç ana faktörden kaynaklandığını belirtti. Küresel ticaret anlaşmazlıkları ve jeopolitik gerilimlerin artırdığı güvenli liman talebi, talebin ilk belirleyicisi oldu.

Yükselen altın fiyatlarının tetiklediği momentum alımları ile faiz indirimi beklentileri sonucu altın tutmanın fırsat maliyetinin düşmesi de diğer iki temel unsur olarak öne çıktı. Raporda, 2026 yılına girilirken para politikasındaki belirsizlikler ile süregelen jeopolitik risklerin altına olan ilgiyi desteklemeye devam edebileceği ifade edildi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu